Messe istanbul borclarini ödesin önce


Lİder Fuarcılık şirketiyiz diye geçinen Messeİstanbul fuarcılık şirketinin henüz daha logo ve kurumsal kimlik çalışmalarının Bazı fuar kurumsallarının gazete ilanlarının ve hatta fuar sunum metinlerinin paralarını ödemediğini biliyor muydunuz? Böyle büyük firmayız diye diye ortalıklarda gezinen şirketlerin bu kadar küçük hesaplar peşinde olmaları gerçekten düşündürücüdür. Düşünün kendi sunum metinlerini bile başkalarına yazdırıyorlar. Sonra da logo ve kurumsal görsellerinin paralarını vermedikleri gibi bu metinleri yazanlara da paralarını vermiyorlar. YAzık YAzık.....

Teb-rik-ler


Ba-şar-dı-lar. Bizim akıllı gençler bir ay bile dolmadan hedeflerine ulaştılar. Google denen dev kurum sonunda daha fazla dayanamadı ve 23 Nisan'ımız için bize logomuzu yaptı. Zaten yapmasalardı bu akıllı çocukların kampanyalarını görmezden gelselerdi ben yazacağımı biliyordum. Sanırım çekindiler nefretimden ve çocukların gümbür gümbür çıkan seslerine kulak verdiler. 23 Nisan'da logomuz yayınlanacak. Bize özel tasarlanan logo. Ne güzel değil mi?

Ancak bundan çıkarılması gereken çok önemli bir ders var. Her şeyi birilerinden beklemek yerine çaba göstermek, çalışmakla neler neler başarılıyormuş gördük. Bir araya gelip toplu ve gür bir sesle "Ben Türk milleti olarak bunu istiyorum, bunu hak ediyorum" denildiğinde, o eski ezik halimizden sıyrılıp sahnede ben de varım denildiğinde bazı şeyler değişiyormuş bunu da gördük. İşte bu gençler bu yolda çok önemli bir projeye hayat verdiler. Ne kadar teşekkür edilse azdır. Cihana hükmettik diyorsak, yönetilmek yerine yönetmeye başlamanın zamanı geldi. Tıpkı 84 yıl önce yönetilmekten kurtulduğumuz gibi...

Google! Duy bu milletin çocuklarını


Okurlarım,

Uzun zamandır işlerimin yoğunluğu nedeniyle sizlerle birlikte olamadım. Amaaa öyle bir iş gördüm ki yazmadan edemedim. Çocukların desteğime ihtiyacı var dedim ve kollarımı derhal sıvadım. Bir grup delikanlı googlebizelogoyapsana.com adresinden Google a sesleniyor. E iyi de ediyor. Diyor ki bu milletin evlatları;

"-Google, her millete logo yapıyorsun, neredeyse Etiyopya ya bile yaptın. Bu tarihi şanlı, yüzlerce logo yapılabilecek kadar çok olaya şahitlik etmiş milleti unutma. Bizede logo yap!"

Ben bu çığlığa sessiz kalamadım. Google! sakın sende kalma. Duy milletimin gür sesini.

Ellerinize sağlık evlatlarım.

Yürüyen Meyhane misin kardeşim!

Varan saygın bir marka olarak bilinir. Gelin görün ki bu saygınlığı yitirdiğinin göstergeleri var elimde. Şimdi Açıklıyorum...

Bu hafta sonu Antalya ziyaretim için uçak yerine Varan'ı tercih ettim. Etmez olsaydım. 9 Numaralı (ben 8 deydim) koltuğa körkütük bir yolcunun binmesine izin vermişler. Adamın sarhoş olduğunu anlamamak mümkün değil. Leş gibi kokuyordu... Nasıl buna müsade edersiniz. 10 saat boyunca şöförde servis görevliside yalnızca "vah vah..Yazık size" modunda cevapladılar şikayetlerimi. Bunun yanında zaten servis görevlisi ve şöför "siz" demek yerine "sen" demeyi tercih ederek müşteriyle samimiyeti bir hizmet sanıyorlardı. Kullanılan karıştırma kaşıklarının kalitesizliğide neydi öyle, sabrımın taşmaması mümkün değildi.

Varan! Nereye varacağını biliyor musun? söyleyeyim...Varan Yürüyen Kalitesiz Meyhane olmaya...



Dizimax Dizime gel!


Milleti enayi yerine koyan zihniyet karşısında kendimi bildim bileli gözüm kararmış, ellerim terlemiştir. Kendime gelmek için ya sevdiğim bir diziyi izlerim ya da iki tane ekmek arası tantuni yerim. Şimdi diyelim ki o günlerden birinde sakinleşmem gerekti! Ben de dizi izlemeye karar verdim. Bir anda aklıma haftalardır işten eve giderken Balmumcu kavşağında gördüğüm bilboardlar geldi. Hastası olduğum LOST dizisinin yeni bölümlerinin Dizimax'te yayınlanacağı yazıyordu.
Amerika'da 7 Şubat itibariyle yeni bölümlerinin yani 3. sezon 7. bölümünün yayınlanacağını cümle alem biliyor. Peki siz milleti enayi mi sanıyorsunuz? Boy boy verdiğiniz reklamlarda yeni bölümler diyorsunuz? Peki siz ne yapıyorsunuz? "Efenim 7 şubattan itibaren 3. sezonu veriyoruz" diyorsunuz. Şimdi sorarım size: Bu millet enayi mi? Hem yeni bölümler diye gazı vereceksiniz, hem de o tarih gelince 1. bölümden başlayacaksınız. Bizleri Amerika'nın 6 hafta gerisinden gelmeye zorlayacaksınız.
Peki sonuçta ne olacak? Millet gidip saatlerini vererek diziyi internetten indirecek! (korsana alet olacak) Peki kim kaybedecek? Amerika'ya dünyanın parasını ödeyen sen Dizimax. Sen kaybedeceksin!
Neden kaybedeceksin?
1) Takipçin azalacak. (Çünkü zaten milletin yarısı izlemiş olacak)
2) Boş yere para harcayacaksın (Çünkü her canım sıkıldığında bana iki tane yarım ekmek tantuni alacaksın!)

Yanlış anlaşıldım, ayh çok pardon....

Ülkemizin güzide politikacılarının neredeyse tamamının kullandığı ucuz bir korkaklıktır bu cümle. Genelde oy uğruna aklı sıra cesur açıklamalar yapacak ve vatandaşı kendi tarafına çekecektir. Genelde bu cümle, devletin yönetim mekanizmalarında önemli bir yere sahip olan başka kurum ve kişilere yapılan sataşma cümlelerinden sonra o kurum veya kamuoyu sert tepki verince söylenen korkaklık cümlesidir. Horozlanarak söylenilen sataşma cümlelerinin hadii bildirildiğinde zavallı siyasetçi, "sözlerim yanlış anlaşıldı" der. Suçu da hiç kendi üstüne almaz... "Yanlış anlattım" da demez. "Siz yanlış anladınız başka şey söylemek istemiştim"

Hadi ordan. Erkek ol. Ya arkasında duracağın laflar söyle ya da sus. Oy sevdasına ikiyüzlülük yapmayın ey tüm siyasetçiler...

Ideefixe sen önce bi kendini fix...



Yine hayalkırıklığı yaratan "eski" bir arkadaş. Ideefixe... Öğrenciyken kitap siparişlerimi hızlı, eksiksiz ve hediye başka kitaplarla birlikte gönderirdi bu yönetim acizliği abidesi... Değişmiş ve dilime düştü. Geçenlerde iki kitap sipariş ettim. İkisi de depoda var görünüyordu. Havale yaparak ekstra indirimden de yararlanayım dedim. Parayı peşin peşin aldılar ama sonra bir baktık kitaplardan biri yok. Neymiş bakmışlar ellerinde yokmuş aslında. O zaman kitap neden depoda var görünüyor ve ücretini alıyorsunuz. Ben müşteri ilişkilerini aramasam hiç oralı bile değiller. "Efendim ben size bir numara verelim sonraki siparişinizde bu indirimden yararlanırsınız" diyorlar. Basit bir ikinci kez akışverişe yönlendirme taktikleri. Karşındakini saf zannetmek... Oysa yapılabilecek en büyük saflık başkalarını saf sanmaktır.
Ideefixe doğru dürüst stok kontrolü ve güncelleme yap, insanların zamanına ve parasına gereksiz yere konma. Yönetilmeyeceksen, hiç var olma daha iyi....